Türkiye Cumhuriyeti

Lizbon Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Portekiz Cumhurbaşkanı Cavaco Silva'nın “türkiye-portekiz” Ekonomi Seminerinin Kapanışında Yaptığı Konuşma - İstanbul, 14 Mayıs 2009 , 25.05.2009

Sayın Bakanlar, Sayın Devlet Sekreterleri,

Parlamentonun Değerli Üyeleri,

DEİK Başkanı Sayın Rıfat Hisarcıklıoğlu,

TÜSİAD Başkanı Sayın Arzuhan Doğan Yalçındağ,

 

Sayın AICEP Başkanı,

Değerli İşadamları,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri burada görmekten duyduğum memnuniyeti belirterek sözlerime başlıyor, bu ekonomi seminerini ve işadamlarımızın daha sonra biraraya geleceği toplantıları organize eden DEİK ve AİCEP’e içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Portekiz ile Türkiye arasındaki siyasî ilişkilerin mükemmel seviyesi  ve ekonomilerimizin birbirlerini tamamlayıcı özellikleri, işadamlarımız arasında işbirliğinin yanısıra,  yeni iş ve yatırım olanaklarının geliştirilmesi bakımından da sayısız fırsatlar sunmaktadır.

2001 krizinden sonraki altı yıl içinde Türk ekonomisi yıllık ortalama yüzde 7 oranında bir büyüme hızı yakalamıştır. Bu olağanüstü performans, makro ekonomi politikalarının verimli şekilde yönetilmesinin, kamu yönetimi ve bankacılık sisteminin modernizasyonuna yönelik yatırımların yanısıra, özelleştirme ve liberalizasyon programının bir sonucudur.

Bugün hepimizi etkileyen ekonomik ve malî kriz, bu sürece kaçınılmaz olarak bazı engeller koymuştur. 2008 yılında alınan sonuçlar ve 2009 tahminleri bir tarafa bırakılırsa, Türk ekonomisi şimdiye kadar iyi bir direnç sergilemiştir.

Türkiye, iki kıta arasında siyasî ve ekonomik bir köprü olması, Arap dünyası ile Orta ve Doğu Avrupa pazarları arasında bir bağlantı noktası teşkil etmesi, malların ve hidrokarbon kaynaklarının taşınması ve dağıtımında gerçek anlamda bir ticarî platform oluşturması bakımından jeostratejik anlamda büyük öneme sahip bir ülkedir.

Birçok kültüre ve dine ev sahipliği yapan Türkiye, “kültürlerarası köprü” rolüyle, örnek ve saygın dış politikasıyla hoşgörü, istikrar ve güvenlik ortamını sınırlarının da ötesine yaymaktadır. Hepimiz gayet iyi  biliyoruz ki barış ve istikrar,  açık ve yaratıcı toplumların, sağlıklı ekonomilerin gelişmesinde olmazsa olmaz koşullardır.

Bugün Avrupa Birliği, 27 üye devletli yapısı ve yaklaşık 500 milyonluk tüketici nüfusuyla, başka benzeri olmayan bir siyasal ve ekonomik bütünleşme modeli olarak karşımızdadır. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde yedisini teşkil etmesine rağmen, küresel ihracat ve ithalatın beşte birine ve dünya genelindeki turist akımının yarıdan fazlasına hükmetmektedir.

1999’da yaratılan Avro bugün önemli bir uluslararası para birimi hâline gelmiştir. Portekiz de modern ekonomisiyle Avrupa Birliği’yle tam bütünleşmiş bir ülke olarak bu para birimini diğer 15 Avrupa ülkesiyle ortak olarak kullanmaktadır.

Portekiz ekonomisi, sanayi, iş ve hizmet faaliyetleri bakımından büyük bir çeşitliliği içinde barındırmaktadır. Temsilcileri bugün aramızda bulunan ve küresel piyasanın çeşitli sektörlerinde faaliyet gösteren birçok önemli şirketimiz, Türkiye’ye de açılmaya ve burada bulacağı yerel ortaklar vasıtasıyla komşu ülke pazarlarına da erişim sağlamaya büyük istek duymaktadırlar.

Tekstil ve giyim, ayakkabı ve seramik gibi birçok geleneksel ürünümüz uluslararası piyasalarda hâlâ güçlü bir paya sahiptir. Bununla birlikte ekonomimiz, teknoloji içeriği ağırlık kazanan ürünlere dayalı olarak büyük bir çeşitlenme eğilimine girmiştir.  

Bugün artık girişimci özelliği olan, yeniliklere açık ve teknolojik kapasiteye sahip yeni nesil şirketlerimiz de boy göstermeye başlamıştır. Bunların büyük bölümü, elektronikten bilgi teknolojilerine, yenilenebilir enerjiden ilaç sanayiine, bilgisayar programcılığından, yeni turizm ürünlerine kadar dünya piyasalarının ihtiyaç duyduğu birçok sektörde ürün ve hizmet geliştirmektedir.

Türkiye ve Portekiz arasındaki ticarî ilişkiler, son birkaç yıldaki bazı olumlu gelişmelere rağmen, olması gereken düzeyin hâlâ çok altındadır. (2008’de Türkiye’ye 224 milyon Avro’luk ihracat, Türkiye’den ise 366 milyon Avro’luk  ithalat gerçekleşmiştir).

Portekiz ve Türkiye önemli birer turizm ülkeleri olmalarına rağmen, karşılıklı yolcu sayısı, şirketlerarası işbirliği ve karşılıklı yatırımlar bakımından ikili ölçekte arzu edilen düzeyi bir türlü yakalayamamışlardır. Bu senaryoyu tersine çevirmek için,  deneyimlerimizi paylaşmaya daha fazla ağırlık vermeli, iki ülke turizm sektörleri arasında daha geniş bir diyalog ortamının oluşmasını teşvik etmeliyiz.

Bununla birlikte, girişimcilerimiz arasında işbirliği ve karşılıklı yatırımlar bağlamında bazı Portekiz şirketlerinin Türkiye’de gerçekleştirdikleri önemli projeler iyi birer örnek olarak karşımızda durmaktadır. Örneğin CIMPOR’un, Türkiye’de şimdiye kadar menkûl kıymete dayalı olmayan yatırımlar içinde en büyüklerinden birini gerçekleştirdiğini özellikle vurgulamak isterim (710 milyon Avro).

Öte yandan, üçüncü ülke pazarlarına yönelik ekonomik işbirliği platformları oluşturulması konusunu her iki ülke girişimcilerinin ciddiyetle ele almaları gerektiğini düşünüyorum.

Bugün Portekiz, dünyanın çeşitli bölgeleriyle ve özellikle Afrika ve Güney Amerika’yla tarihten gelen ayrıcalıklı ilişkilerini hâlen sürdürmektedir. Özellikle Angola, Mozambik ve Brezilya gibi Portekizce konuşan ülkeler,  Portekiz’le son derecede güçlü siyasî, ekonomik ve kültürel bağlara sahiptirler.

Türkiye de bölgesindeki ülkelerin çoğuna mükemmel düzeyde erişim kapasitesi sergileyen, Kafkasya ve Körfez ülkeleriyle ayrıcalıklı ilişkilere sahip olan bir ülke konumundadır.

Bana eşlik eden işadamları heyetinde, Portekiz’in en iyi ve en modern şirketlerinin temsilcileri de yer alıyor. Hepsi de Türkiye’yle çalışmaya ve Türkiye’de ortaklar bulmaya büyük ilgi gösteriyorlar. Bu şirketlerin hemen hepsi, yenilenebilir enerji, bilgi teknolojileri ve süreç yönetimi, inşaat, çimento üretimi,  yapı malzemeleri, ilaç sanayii,  fabrika ve fabrika teçhizatı, turizm gibi, ekonomilerimizin dengeli ve sürdürülebilir kılınmasında kilit rol oynayan sektörlerde faaliyet göstermektedirler.

Bugün aramızda bulunan Türk şirketlerine, Portekizli karşıtlarıyla biraraya gelerek ortak projeler belirlemelerini ve bunları geliştirmelerini hararetle tavsiye ediyorum.

Bu vesileyle, Türk iş çevrelerinde gördüğüm girişimcilik ruhundan ve motivasyondan bir hayli etkilendiğimi de sözlerime eklemek istiyorum.

Arzu ettiğimiz olumlu sonuçları almamız için gerekli koşulların mevcut olduğuna, buna bağlı olarak ekonomik ve iş ilişkilerimizi,  mükemmel bir seyir izleyen siyasî ilişkilerimizle uyumlu olarak daha da üst seviyeye çıkaracağımıza yürekten inanıyorum.

Hepinize teşekkür ederim.