Türkiye Cumhuriyeti

Lizbon Büyükelçiliği

Bilgi Notları

Gezilebilecek belli başlı turistik mekânlara ilişkin özet bilgiler, 28.06.2012

A) Lizbon Şehir Merkezi

Lizbon Kalesi (Castelo de São Jorge) ve Alfama Semti:  Tarihi Vizigotlara kadar uzanan, Endülüs-Arap egemenliği sırasında genişletilen, 1147 yılında Lizbon’un Kral Afonso Henriques tarafından Araplardan geri alınmasından sonra çevresiyle birlikte yeniden elden geçirilen, 16.yüzyıldan itibaren tiyatro, cezaevi ve silah deposu gibi amaçlar için kullanılan, 1755 depreminden sonra uzun süre harabe hâlinde kalan, Salazar döneminde geniş ölçüde restorasyondan geçen ve bugünkü görünümüne kavuşan kalenin bugünkü hâli orijinal yapısını yansıtmamakla birlikte, Lizbon’un eski dokusu hakkında fikir vermektedir.

Kalenin çevresinde yer alan ve eski evleri, çamaşır asılı dar sokakları, küçük meydanları, tipik lokantaları, tarihî yapılarıyla dokusunu büyük ölçüde muhafaza etmiş olan Alfama semtinde bir gezinti yapmak da eski Lizbon’un kendine özgü karakteri hakkında fikir edinebilmek bakımından yararlı olabilir. Böyle bir gezinti en kolay ve ucuz şekilde şehir merkezindeki Baixa semtinden tarihî 28 numaralı tramvaya binerek gerçekleştirilebilir.

Gülbenkyan Müzesi: İstanbul/Üsküdar doğumlu Ermeni asıllı bir Osmanlı vatandaşı olan Calouste Gülbenkyan, uzun yıllar Osmanlı toprakları dahilindeki petrol üretimini üstlenen Batılı şirketlere aracı işadamı olarak görev yapmış ve gelirinin önemli bir bölümünü bu yolla sağlamıştır.

İmparatorluğun yıkılmasının ardından, Gülbenkyan İngiltere, İsviçre ve Fransa’da yaşadıktan sonra 1940’da Amerika’ya  yerleşmek üzere Lizbon’dan gemi ile hareket etmek amacıyla Portekiz’e gelmiştir. Ancak Lizbon’a yerleşmeyi seçmiş ve vefat ettiği 1955 yılına  kadar Lizbon’da ikamet etmiştir. Lizbon'un İstanbul'a büyük benzerliğinin, Gülbenkyan’ın buraya yerleşmeyi seçmesinin nedenlerinden biri olduğu belirtilmektedir.

Tümüyle Gülbenkyan’ın kişisel koleksiyonuna dahil 6000 parçadan oluşan ve başta nadide İznik çinileri olmak üzere  Osmanlı-Türk eserleri bakımından çok zengin olan müzede, eski Mısır, Mezopotamya, Ortadoğu, Uzakdoğu ve Avrupa sanatının önemli eserleri sergilenmektedir. Pazartesi günleri kapalıdır.

Ulusal Çini Müzesi (Museu Nacional do Azulejo): 1509 yılında Kral II. João'nun dul eşi Dona Leonor tarafından Manuel stilinde inşa edilen ve daha sonra rönesans tasarımlarıyla bezenen Convento Madre de Deus rahibe manastırı günümüzde Ulusal Çini Müzesi olarak düzenlenmiştir. 1755 yılında Lizbon'da meydana gelen büyük depremden sonra onarılan ve eklenen bölümlerle geniş salonlara kavuşmuştur.

15. yüzyıldan başlayarak Arap ve İspanyol etkisiyle şekillenen Portekiz'in kendine özgü çini sanatının ulaştığı noktayı göstermek bakımından ender bulunan çini eserleri barındıran Müze haklı bir üne sahiptir. Dini konuların yanısıra özellikle Arap etkisiyle hayvan figürleri ile çeşitli motifler ve Lizbon manzaraları çinilerle yansıtılmıştır. Müzeye tavanlarında yer alan dekoratif süslemeler de ayrı bir hava katmaktadır. Müzede ayrıca çini yapılması tekniklerinin anlatıldığı bir bölüm bulunmaktadır. Pazartesi günü ve Salı sabahları kapalıdır.

Oceanario: Lizbon’da gerçekleştirilen Expo-98 fuar alanında kurulan ve Avrupa’nın en büyük akvaryumu olarak kabul edilen Oceanario’da, bir ana akvaryum ile Atlantik, Pasifik, Hint Okyanusu ve Antarktika eko-sistemlerinin bire bir örneklerini içeren dört büyük akvaryum ve çeşitli deniz canlılarının yaşadığı irili ufaklı diğer akvaryumlar araştırmacıların, bilim adamlarının, öğrencilerin ve konuya ilgi duyan yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Akvaryumun bulunduğu Expo bölgesine, şehir merkezinden Oriente İstasyonu'na yapılacak kısa bir metro yolculuğuyla ulaşmak mümkündür. 

B) Lizbon’un Tarihî Belem Bölgesi

Portekiz’in 15. ve 16. yüzyıllardaki altın çağı olan keşifler dönemini simgeleyen birçok önemli eser ve anıt bu bölgede bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı resmî konutunun da yer aldığı Belem semtine şehir merkezinden 15 numaralı tramvayla ulaşılabildiği gibi, Cais do Sodre-Cascais hattında çalışan banliyö trenine binip Belem istasyonunda inmek suretiyle de gitmek mümkündür. UIaşım için diğer bir alternatif olan taksilerin ücretleri de makûl düzeylerdedir.

Bu semtte görülmesi gereken  bazı önemli mekânlar şu şekilde sıralanabilir:

Belem Kulesi (Torre de Belém): Lizbon şehrinin sembollerinden biridir. Portekiz Kralı I. Manuel’in talimatıyla 1515-1521 yılları arasında Tejo nehrinin kıyısında bir kale olarak düşünülerek inşa edilmiştir.

Yeni ticaret yolları bulmak için uzak denizlere yelken açan denizciler için yolculuklarının  başlangıç noktası ve Portekiz’in Keşifler Çağı’nın sembolü olmuştur. Sonraki yüzyıllarda deniz feneri, hapishane, gümrük kontrol noktası olarak kullanılmıştır.

Masif, büyük altıgen platformu, açık balkon alanları, Manuel tarzı pencereleri, Arap etkisi taşıyan  kule ve burçları, dış yüzeyi halat şeklinde işlenmiş taşlarıyla 16. yüzyıl Portekiz mimarisini yansıtan  önemli yapıtlarından birisini oluşturur.

1755’deki büyük depremden önce tıpkı İstanbul’daki Kız Kulesi gibi Tejo Nehri’nin ortasında yer aldığı, depremin etkisiyle sahildeki ana karayla birleştiği söylenmektedir.

Jeronimos Manastırı (Mosteiro dos Jerónimos): İnşâsına 1501’de Vasco de Gama’nın Hindistan’a yaptığı tarihi ilk seferden dönüşünün anısına başlanmış, maliyeti büyük ölçüde Hindistan’dan getirilen baharatın satımından elde edilen gelirle (pepper penny) karşılanmıştır.

Kral Manuel dönemi  tarzı bir yapı olup, Keşifler Çağı’nın önemli eserlerindendir. Dış mimarisinde yer verilen palmiye ve baharat ağaçları şeklinde oyma işleri  yapıya Hindistan ve Afrika’ya yapılan seferleri ve bu bölgeleri hatırlatıcı bir özellik vermek amacıyla tasarlanmıştır.

Manastırda pek çok Portekiz Kral ve Kraliçesinin mezarı bulunmakta olup, Portekiz milli kahramanı ve halk şairi Camoes ile ünlü kaşif Vasco da Gama’nın mezarları da Manastırın girişinde karşılıklı olarak yer almaktadır

Keşifler Anıtı (Padrão dos Descobrimentos): Lizbon’un simgelerinden olmakla birlikte, yapım tarihi itibariyle eski değildir. Jeronimos Manastırı’nın karşısında, Tejo Nehri’nin kıyısına, Portekiz’de ilk denizcilik okulunu kuran Prens Enrique el Navegante (Denizci Henri)’nin ölümünün 500. yıldönümü vesilesiyle 1960 yılında yaptırılmıştır. Karavel  şeklindeki anıtta elinde bir gemi tutan Denizci Henri’nin arkasında Portekiz’in ünlü denizcilerinin, askerlerinin ve sanatçılarının heykelleri yer almaktadır. Anıtın önündeki meydanda ise büyük bir keşifler haritası resmedilmiştir.  Anıtın yerden yüksekliği yaklaşık 60 metre olup, terasından Lizbon manzarası seyretmek mümkündür.

Lizbon’un Belem bölgesindeki belli başlı mekânlar bunlarla da sınırlı değildir. Vakit elverdiği takdirde, Jeronimos Manastırı’nın batı yönündeki Deniz Müzesi, manastırın doğusuna düşen bölgede yolun hemen karşısında sırayla yer alan Belem Botanik Bahçesi, kendi ürünü olan tatlılarla (Pastel de Belém) ün yapmış olan Belem Pastanesi (Pastelaria de Belém), daha ilerideki Araba Müzesi (Museu Nacional dos Coches) ve halka açık olan Cumhurbaşkanlığı Konutu da gezilebilir.